Herşeyin başında sınırlarını bilmediğim uçsuz bucaksız sandığım, ben büyüdükçe küçülen evrenimde sona geldim. Sığamayacağım kadar küçüldü, çıkmalıyım bu güvenli karanlıktan. Özgür değilim artık, hareket edemiyorum. Bu sıkışmışlık bana çare arattırıyor, işte orda birşey var, aydınlık ya da ışık gibi, tünelin ucundaki özgür dünyanın ışığı olmalı. İtiyor ayaklarım beni; karış oraya, ulaş, dar geliyor burası sana diyor adeta. İtiyorum var gücümle tüm bedenimi, işte oluyor gibi, ittikçe yaklaşıyorum o büyüleyici ışığa. O kadar aydınlık ki ışık gözlerimi açamıyorum, ne olursa olsun yeter ki çıkayım burdan, sıkışmışlığımdan, hazırım diyorum ve bir kez daha itiyorum kendimi.
Neye itiyorum? Nereye gidiyorum? Neden diyorum?
Bedenim mi sıkıştı, zihnim mi?
Bedenim sıkışmasaydı, zihnim burda sonsuza dek yaşar mıydı?
Sıkışmışlığımdan kurtulmanın adını koyduğum, özgürlüğün peşinden koşan hangisiydi?
Zihnim mi bedenim mi?
Zihnim bedenime sıkışmış yaşıyordu ya da ben zihnimi bedenime tutsak etmiştim.
Hangisi hangisiydi? ben neydim, ne bendim? Ben ikisi miyim? İkisinin dışında başka birşey miyim?
Bedenim sıkıştığı için başladı herşey, o özgür olsun diye zihnim girdi bu zindana. Ama bedenim nasıl anladı sıkıştığını, ona bunu hissettiren zihnim değil mi? Zihnim olmasa bedenim yaşayabilir mi? Bedenim zihnim için bir hizmetçi olabilir mi? Zihnimin yaşayabileceği, tutunabileceği tek şey bedenim mi? Bedenime muhtaçsa zihnim, o da bedenimin tutsağı değil mi?
O zaman özgürlüğüm nerde, o benimle gelmemiş mi? İki tutsak varken birbirine, özgürlük olabilir mi? Ama beni dışarıya iten, özgürlük isteğim değil miydi?
Beni var olmaya iten özgürlük şimdi nerde bulurum seni?
Aradığım şey neydi? Gerçekten özgürlük mü yoksa özgür olma isteğim miydi? Herşeyi başlatan benim özgür olma isteğimdi, özgür olmadığımı bana düşündüren neydi, zihnimin bedenime hissettirdiği sıkışmışlık hissi değil miydi? Sıkışan zihnim değil, bedenimdi; bedenimde sıkışansa zihnimdi. Bedenim dışarda, ama zihnim hala özgür değildi. Çünkü zihnim bedenimde, onun yaşaması için gerekli madde dünyasında, bedenimin esiriydi. Zihnim var edebilmek için kendini, bedenimi giymişti, onu giymekse zihnimin en büyük esaretiydi. Özgür olması için zihnimin bedenimi terketmesi gerekliydi, var olamayacağı için bedenimsiz bu da mümkün değildi. Baştan kabul etti zihnim özgür olamayacağını, şimdi geriye kalan özgür olma aldatmacasında kendini neyle besleyeceğiydi.