Aynı nedenler aynı şartlar altında aynı sonucu doğurur.”
Peki bu, sadece mekanik dünyada mı böyledir, yoksa fiziksel dünyada da mı geçerlidir?
Mekanik dünyada bu kesinlikle böyledir.
Saat dişlisi, makineler, matematiksel işlemler gibi sistemlerde aynı nedenler, aynı şartlarda hep aynı sonucu verir. Çünkü bu sistemler kapalıdır, değişkenleri sınırlıdır.
2+2 her zaman 4 eder.
Aynı kuvveti aynı açıyla uygularsan aynı hareket çıkar.
Ama fiziksel doğaya baktığımda işler karmaşıklaşır. Çünkü koşullar hiçbir zaman tamamen aynı değildir.
Aynı ağacın aynı dalındaki iki elma bile, ışık, toprak, rüzgâr, böcekler, ağacın özsuyu gibi binlerce değişkenden etkilenir.
Bu yüzden “ağaç aynı şartlar altında aynı meyveyi verir” cümlesi doğru gibi görünse de aslında meyve asla birebir aynı değildir. Tat, koku, şekil, hatta besin değeri bile farklıdır.
Burada deterministik bir tekrar değil, benzerlikler içindeki farklılıklar vardır.
Sorun şu: “Meyve gerçekten aynı mıdır?”
Dışarıdan aynı gibi görünse de her tekrar, aslında tekildir.
Tıpkı bir insanın iki kez aynı nehre giremeyeceğini söyleyen Herakleitos gibi: Nehir akar, su değişir, insan değişir.
O yüzden aynı neden–aynı sonuç yasası, ancak soyut bir genellemedir. Gerçeklikte her sonuç, tekrarın içinde yeniden biriciktir.
O halde diyebilirim ki:
Mekanik dünyada aynı neden, aynı sonucu doğurur.
Fiziksel ve canlı dünyada ise aynı neden, benzer sonuçlar doğurur; ama sonuç asla bütünüyle aynı değildir.
Dolayısıyla hayatın en büyük yanılgılarından biri benzerlikleri aynılık sanmaktır.
Bir meyvenin tadı dünküyle aynıymış gibi gelir bana; oysa damakta yeni bir iz bırakır.
Bir insanın sözü, bir öncekiyle aynıymış gibi görünür; oysa o söz başka bir ruh hâlinden doğmuştur.
Bir günün sabahı, dünün sabahına benzer; ama aslında hiçbir sabah bütünüyle aynı değildir.
Benzerlikleri aynılık sanmak, beni körleştirir. Çünkü tekilliği, biricikliği görmezden gelirim.
Her şeyi “zaten aynı” diye kabullenirsem, değişimi, yeniliği, dönüşümü fark edemem.
Kendi hayatımı da başkalarının hayatını da ve hatta kendimi de tekrar eden bir mekanizmaya indirgerim.
Ama gerçekte her şey, her an yeniden olur.
Her karşılaşma biriciktir.
Her meyve başka bir kokudur.
Her sabah başka bir gökyüzüdür..
Ve ben bunu görmediğimde, yaşamı mekanik bir hapishaneye kapatmış olurum.
Bu bağlamda geçmişte yaşadığım bir deneyim bana acı vermiş olabilir. Çünkü o anın koşulları, benim iç dünyam, zamanın akışı öyleydi. Ama benzer bir durumla bugün karşılaştığımda, o koşulların birebir aynı olmadığını bilmeliyim. Çünkü ben değiştim, zaman değişti, çevre değişti.
Eğer benzerliği “aynı” sanırsam, kaygıya düşerim: “Yine aynı şey olacak, yine aynı acıyı yaşayacağım” derim. Oysa bu, yanılsamadır.
Geçmişte yaşadığım şeyin birebir aynısı bir daha asla olmayacak.
Benzerlik olabilir, ama sonuç asla aynı değildir. Çünkü her an, kendi tekilliğiyle yeniden doğar.
Sonuç olarak, benzerlikleri aynılık sanmak kaygıyı büyütür. Oysa her deneyimin tekilliğini görmek, bana özgürlük ve nefes verir.
