Bazen zihnim, iki nokta arasında köprü kurar.
Ama o iki noktanın aslında birbirine yolu yoktur.
Çocukken bunu çok yaptım. Annem babama bağırdığında, bağırışın ucunun bana dokunacağını sandım.
Oysa anneyle baba arasındaki ses, bana değmiyordu.
Ama ben, “Eğer annemi üzmezsem bana bağırmaz” diye bir köprü kurdum.
Zihnim için belirsizliği taşımak zordur; çünkü boşluk korkutucudur.
O yüzden zihnim, boşluğu kendi varsayımıyla doldurdu.
O gün kurulan köprü, bugün hâlâ ayaklarımın altında.
Oysa o köprü, hiçbir yere çıkmayan bir köprü.
Gerçek şu ki: bazen belirsizlik, yanlış köprülerden daha güvenlidir.
Çünkü yanlış köprüler, beni hep aynı yere taşır:
Suçluluk.
Kaygı.
Ve sahte bir kontrol duygusu.
Bugün kendime soruyorum:
Zihnim hangi boşlukları kendi kurduğu köprülerle dolduruyor?
Ve ben, o köprülerden hangilerini yıkarsam özgürleşirim?
