+90 (362) 437 19 19
Hemen Arayın
+90 (553) 777 19 19
WhatsApp

Öfke Neden Var?

-Nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun diye sordu adama.
-Şu çevrene dağılmış irili ufaklı taşları görüyor musun, dedi adam.
-Evet görüyorum, neden sordun?
-Şimdi o taşları üst üste dizmeni istiyorum.
-Bunun sana sorduğum soruyla ne ilgisi var?
-Sadece söylediğimi yapmaya çalış.

İsteksizce kendisine söylenen şeyi yapmaya başladı, içindeki sakin kalmanın yolunu öğrenme merakı daha baskındı çünkü. Üstelik taşlar üst üste dizildiğinde, dengede kalabilecek düzgünlükte değildi. Bir süre sonra az önceki merakının yerini, bu engebeli taşları dengede tutmayı başarıp başaramayacağının merakı almıştı. Tam o sırada adam dengede duran taşlara eliyle bir kuvvet uyguladı ve tüm taşlar yıkıldı. Çocuğun yeni bir merakı olmuştu artık, adam bunu neden yaptı?

Her yeni merak sanki bir öncekini yok ediyordu ya da belki de önemsizleştiriyordu. İnsan neyle meşgulse merakı ona yöneliyordu, bu arada merakından uzakta kalan bir sürü şeyin de farkında olamıyordu.

-Haydi şimdi yeniden dizmeye çalış bu taşları.
-Tekrar yıkıp yıkmayacağını nereden bileceğim?
-Bunu denemeden öğrenemezsin, dedi adam.

Çocuk tekrar başladı dizmeye, ancak bu kez ilkinden daha hızlı yapıyordu, çünkü artık bir tecrübesi vardı taşlara dair. Hiç bilmediği birşeyi bilir hale getirmişti tecrübesi onu. Hangi taş, hangi taşın üzerine, nasıl koyulursa daha dengeli durur. Adam taşları tekrar yıktı. Çocuğun kalbinden beynine doğru yayılan bir sıcaklık hissi yükselmeye başlamıştı. Şimdi tekrar yap dedi adam. Çocuk yeniden başladı dizmeye, içinde yükselen sıcaklık hissini görmezden gelmeye çalışarak. Çünkü merakı henüz batmamıştı, içinde yükselen volkan denizine. Adam bir kez daha yıktı taşları, çocuğun içindeki volkan merakını yutmuştu artık, patladı adamın yüzüne doğru.

-Bunu neden yapıyorsun, diye bağırdı adama.
Adam dedi ki:
-O üst üste dengelemeye çalıştığın taşların herbirisi senin henüz tanımadığın, olgunlaşmamış duyguların, benim onları yıkmak için dışarıdan verdiğim kuvvet de senin öfken olsun. Bu durumda onları yıkan ben değilim senin öfken.
-Ama sen vurmasaydın onlar dengede kalacaktı.
-Sence en alttaki üzerindeki taşları ne kadar taşıyabilirdi? Sen onları dengede sanıyordun, öfken devirene kadar değil mi?
Sor bakalım öfkene, neden yıktı senin dengeledim sandıklarını?
-Anlayamıyorum hala seni.
-Bana neden yıktığımı sorduğunda, neyi duymak sana iyi gelecek?
-Neden yıktığını anlarsam şu anda sana hissettiğim öfkem geçecek.
-Sana verdiğim cevap senin için anlamlı olmazsa öfkeni ne yapacaksın?
-Bilmiyorum, belki de senden uzak durmamı ve kendimi senin bana vereceğin zarardan korumamı sağlar.
-Benden uzak durdun diyelim, öfken geçecek mi?
-Bilmiyorum, geçmez sanırım, seni düşündükçe geri gelir galiba.
-Peki bunun bana zararı ya da faydası var mı? Ben seni görmediğimde bana ne olacağını sanıyorsun?
-Pişman olur ve özür dilersin belki ben de seni affederim.
-Peki ya pişmanlık hissetmezsem, yani senin benim hayatımda olmaman ya da olman benim için anlamsızsa?
-Bilmiyorum, ben öfkem sayesinde senden uzak kalmış olurum.
-Öfkeni ben geçiremem, çünkü seni ben öfkelendirmedim. Seni, benim yaptığım şey hakkındaki düşüncen öfkelendirdi. Çünkü öfken ne hissettiğini sana göstermek için geldi.
Öfkenin hangi hissini göstermek için geldiğini anlayıp, o hissinin ardındaki ihtiyacını gidermezsen öfken geçmez.
-Nasıl yani?
-Taşları yıkmamla ilgili ne düşündün?
-Benimle dalga geçiyor, alay ediyor diye düşündüm.
-Peki bu düşüncen sana ne hissettirdi?
-Aşağılanmış!!!
-Öfken sana neyi söylüyor?
-Aşağılanmış hissettiğimi.
-Aşağılanmış hissettiğini farkettiğinde öfken işini yapmış olur değil mi?
Eğer öfkelenmeseydin orada öyle bir hissin olduğunu belki de hiç farkedemeyecektin. Farkettiğinde düzeltebilirsin. Farketmen için öfken gerek sana, çünkü o kendini mutlaka farkettirir.
-Sen yıkmasaydın taşlarımı ben aşağılanmış hissetmeyecektim ama.
-Sen aşağılandığını hissettiğin bir düşünce oluşturdun, yaptığıma dair. O his orada olmasaydı sen bunu nasıl düşünecektin?

-Dizdiğin taşlar olgunlaşmamış hislerin demiştim sana, öfken de onları sana farkettiren öğretmenin. Hepsini dağıttığında tek tek anlama şansın olur. Anladığın her hissin sana ihtiyacını farkettirmiş olur. Hislerini duyup anlayabildiğindeyse üst üste dizip dengelemek yerine hepsine ayrı ayrı bir yer verirsin. Her biri kendi yerinde kendi ağırlığında durur. Hiçbirşey onu yıkamaz çünkü tek başına olması gereken yerinde duruyordur.
-Bana nasıl sakin olabildiğimi sormuştun, ben hislerimi üst üste dizip yükü bir alttakine taşıtmıyorum. Her hissimi ayrı ayrı taşıyor, bana ne söylemek için geldiğini anlamaya çalışıyorum. Onları biriktirmediğim için de öfkem bana onları göstermek için gelmeye ihtiyaç duymuyor. Ama biliyorum ki ne zaman öfkem gelse ben yine birşeyleri üst üste koymaya başlamışım demektir.

Hiçbir his kötü değildir. Her his birşey öğretmek, sana bir ihtiyacını göstermek için gelmiştir. Onların anlatmak istediklerini anlarsan kendi kendine gidecektir. Anlamadığın sürece üst üste binecek ve bir alttakine yük olmaya devam edecektir. İşte bu olduğunda öfken gelecek ve sana kendini anlaman için yardım edecektir. Aşağılanma hissin sana kendini yukarıya taşıyacak bir şeye ihtiyacın olduğunu söylüyor. Sen bana nasıl sakin olduğumu sordun, belki de kendini yukarı taşıma ihtiyacındı benim sakinliğimi merak ettiren. Aşağılanmışlık hissin olmasaydı nasıl merak edip, yukarıya taşımaya çalışacaktın kendini? Anladın mı çocuk şimdi taşları neden toplatıp, yıktığımı?

Paylaş:

Etiketler: öfke neden var ,