+90 (362) 437 19 19
Hemen Arayın
+90 (553) 777 19 19
WhatsApp

Cinsel İstismar

Televizyonda bir sahne hatırlıyorum diğerlerinin yanında, zihnime kazınmış, dört beş yaşlarımdayım, bildiğimiz Hülya Avşar, ormanda bir adamdan kaçıyor, adam da onu yakalayıp tecavüz ediyor. Belliki dönemin imkanları dahilinde çekilmiş porno filmi hatırladığım. Filmi nerde ve neden mi izliyorum, işte asıl film burda başlıyor.

Karşı komşumuzun evindeki televizyonda, karı kocanın belli ki cinsel dünyalarını canlandırmak adına izledikleri sahneye onlarla birlikte ortak edliyorum. Hatırladığım bu komşularımızın çocuklarının olmadığıydı, o yüzden çocukları çok seviyorlardı, sevgiden anladıklarıysa sedece şehvet paylaşmaktı. Belli ki etrafa konu komşuya inandırdıkları yalan buydu, şehvetlerini bu kılıfla meşrulaştırıyorlardı.

Yalan diyorum çünkü o komşunun kocasının beni vestiyerin üzerine oturtup çocuk bedenimin sağını solunu kurcalarken ne çok utandığımı ve korktuğumu; komşunun karısının da bizi izlediğini ve hiçbirşey demediğini çok iyi hatırlıyorum.

O günden sonra hiç gitmek istememiştim oraya, benim masum dünyamı kirleten o pis insanlardan korkmuş ve kaçmıştım hep, beni sözde sevmek için çağırdıkları ama aslında ne yapacaklarını sadece benim bildiğim, annemin hiç bilmediği, küçücük bir çocuğun bedenine yaptıklarıyla ruhunda nelere sebep olabileceğini düşünemeyecek kadar şehvetlerine kapılmış insan görünümlü canavarlardan.

Şimdi herkesin duvarlarında sessiz kalma yazılarını okuyorum. İstismara, tecavüze, tacize uğrayanlar.. Neden sessiz kalıyorlar ben biliyorum. Yapana birşey olmuyor çünkü sessiz kalınmadığında yapılan yargılanıyor. İftira atmakla, kuyruk sallamakla, teşhir etmekle, uydurmakla, dikkat çekmekle.. yargılanıyor. En çok da kendi aileleri tarafından yargılanıp daha büyük acılara itiliyor.

Sevgisizlik herşeyin sebebi...
Sonra da güvensizlik geliyor...

Yazılar yazıp, kınayıp, kızıp, anlık tepkiler verip kendi dünyalarınıza gömüldüğünüz ama sizin sonrasında unuttuğunuz bu yaralar, yaşayanlarda derin izlerle kalıyor ve asla iyileşmiyor.

Bu ülkede çocukluğunda istismara uğramamış kaç yetişkin var? Kendi içindeki sessizliği sese dönüştürememiş, dillendirememiş, anlatamamış?
Bence çok var onlardan, beni duyduklarını biliyorum. Toplum olarak bu utanca dur demeden, ayağa kalkmadan, suçluların yüzüne bunu bana nasıl yaparsın diye haykırmadan, onlara sırtımızı dönmeden bunlar asla bitmeyecek!!! Çocuklarımızı diri diri gömmekten kurtarmanın tek yolu Kollektif bilinç!!! bizim buna ihtiyacımız var. Birimizin yarası toplumun yarası olsun ki birlikte sarıp iyileştirelim.


Paylaş: