Kategori: Ergen Psikolojisi

Sınav Kaygısı

Yaşadığımız hayatta yaptığımıza inandığımız yanlışlarımız için suçlayabileceğimiz çok şey var…
Sınavdaki yanlışlarımız içinse sadece kendimiz varız.

Suçlu olmak için kasten ve iradeyle, karşıdakine zarar vermeyi istemek gerekir.

Yarın sınava girecek hangi genç kasten ve iradeyle ailesine ya da kendisine bilerek isteyerek zarar vermek niyetindeki suçlu olsun ya da suçlu hissetsin veya suçlu hissettirilsin?

(Y)alnız (G)irdiğiniz (S)ınavda sonuç ne çıkarsa çıksın sizden önemli değil. Çünkü ölçülen sizin değeriniz değil, bilginiz.

14388942_1075791669203272_812265785_nDeğeriniz paha biçilemez, ama bilginiz yaşadığınız sürece tecrübelerinizle artacaktır.
Güven ve umut sizinle olsun, sevgiler…

TEOG Sınav Kaygısı Grup Terapisi

TEOG SINAV KAYGISI GRUP TERAPİSİ
BAŞARIYA GİDEN YOLDA, KAYGINIZIN SİZİ ENGELLEMESİNE İZİN VERMEYİN!!!
Bu sorunu birlikte aşabiliriz.
Sınava hazır değilim,
Sınavım kötü geçecek,
Ben başarısızım,
Bu sınavda iyi puan alamam,
Ders çalışamıyorum,
Dikkatim dağılıyor, heyecanlanıyorum,
Arkadaşlarım kadar iyi değilim...
Gibi düşünceleriniz varsa, sınav kaygısı yaşıyorsunuz demektir.
Sınav Kaygısı, sınav öncesinde öğrenilen bilginin, sınav sırasında kullanılmasına engel olan, başarının düşmesine yol açan yoğun kaygı durumudur.
Kazanımlar:
1. Zihinsel uygulamalar
- Olumsuz düşünce kalıpları değiştirmek
2. Bedensel uygulamalar
- Doğru nefes alıp verme
- Gevşeme teknikleri
3. Duyguları yönetme becerilerini geliştirmek
Süre: 4 hafta + 1 hafta
İlk dört hafta kaygı yaşayan öğrenciler, beşinci hafta öğrenci aileleri için düzenlenmiştir.
Katılım sınırlı sayıdadır.
Kayıt ve Bilgi: 03624371919

16729507_253051401805040_732292405245155604_n

Ergenlerin İhtiyaçları ve Yapılması Gerekenler

Her insanın yaşam biçimi farklıdır. Her ailenin ortamı, yaşama biçimi, yetişme ve çocuk yetiştirme biçimi farklıdır. Her ebeveyn de çocuklarını farklı yöntemlerle, farklı düşüncelerle ve farklı zorluklarla yetiştirir. Ancak her ebeveynin ortak amacı vardır. Bu amaç da evlatlarımız için daha iyi bir gelecek sunmaktır. Devamını oku

Psikolog mu Psikiyatrist mi?

Psikiyatrist: Tıp fakültesinden tıp doktoru olarak mezun olurlar ve uzmanlıklarını psikiyatri alanında yaparlar. Psikiyatristler tıp hekimi olduklarından ilaç verme yetkisine sahiptir. Eğer eğitimini almışlarsa psikoterapi de yapabilirler ancak psikoterapi eğitimi ayrıca alınır okulda bu eğitim verilmez.

Psikolog: Fen-Edebiyat veya benzeri fakültelerden mezun olurlar. Psikologlar sadece psikoterapi veya psikolojik destek vb alanlarda çalışmazlar. Reklamdan insan kaynaklarına kadar pek çok alanda çalışırlar. Psikolojinin Endüstri Psikolojisi, Trafik Psikoloji, Gelişim Psikolojisi, Eğitim Psikolojisi, Sosyal Psikoloji gibi alt alanları vardır. Psikologlar insan psikolojisinin her alanında yetişirler ve sadece hastalıklarla, yani psikopatoloji ile ilgilenmezler.Sağlıklı insanların psikolojisi psikiyatristlerin ilgi alannına girmez. Psikiyatristler sadece psikiyatrik rahatsızlıklar ile ilgilenirler.

Devamını oku

Aile İçi Şiddet

Aile içi şiddet günümüzde oldukça sık rastlanılan ve üzerinde fazlasıyla durulan bir sorun haline dönüşmüştür. Şiddeti uygulayan kişilerin şiddet uygulama nedenleri merak uyandırmış, konu üzerinde araştırma yapan kişilerce şiddet; ekonomik, psikolojik ve sosyolojik nedenlere dayandırılmış; çözümü için pek çok öneri ortaya atılmıştır. Konu üzerinde araştırma yapanların buluştukları ortak payda ise, çocuğun içinde yetiştiği aile ortamında, söz konusu çocuğun ana babasının davranış ve tutumlarının çocuğuna model olduğudur.

Devamını oku

Çocuk Suçluluğu

Sosyal bir varlık olarak insan, yine sosyal bir çevrede doğmakta, çevrenin şartlarıyla şekillenmektedir. Toplumca yaratılmış din, ahlak ve hukuk gibi üstyapı kurallarına uymakta, kendine verilen görevleri yerine getirmektedir. Ancak bazı durumlarda çocuk toplum ile bağlarını kurmakta sorunlar yasayabilmektedir ve içinde bulunulan koşullar çocuktaki suç davranışını ortaya çıkarabilmektedir. Devamını oku

Çocukla İletişim ve Çocukluk

Çocuk ve iletişim kavramları son bir kaç yüzyılın kavramları iken sanki insanlık var olmaya başladığı andan itibaren bugün anladığımız anlamda sanki varmış ve bugün olduğu şekli ile anlaşılıyormuş gibi düşünülebilir. Oysa çocuk ve çocukluk özel anlamıyla yaşamda yerini bulabilmesi 16 ile 17. yüzyıllara denk gelmektedir. Bu yüzyıllar itibari ile çocukların yetişkinin küçüğü olarak anlaşılmasından, çocukların kendine has özellikleri olduğu, ihtiyaçları farklı olduğu şeklinde bir sürece doğru ilerleme gerçekleşmiştir.

Çocuklar, 17. yy öncesinde “yetişkinliğin küçük hali” olarak algılandığı için kıyafetleri, yiyecek ve içecekleri, yaşam şekli, çalışma hayatına katılımı, yargı süreçleri için özel bir algı olmadığı için yetişkinler gibi yaşadıkları bilinmektedir. Sonraki yıllarda ise çocukluğun, gelişim ve yaşam süreçlerinin farklı bir dönem olarak algılanması ile çocuğa has oyunlar, kıyafetler, yiyecekler, yaşam şekilleri, çalışma hayatından alıkonulma ve eğitim süreçlerine tabi tutulmak gibi çocukluğa has yaşantılar oluşturulmuştur.

Çocukluğun hayatın içerisinde olması gereken şekilde yer bulmaya başlaması ile birlikte çocukluktan beklentiler değişmiş ve çocuk ile teması olan her türlü kurum ve kişide tarzını, yaklaşımını değiştirmek zorunda kalmıştır. Oluşan değişim ve gelişmeler çocuk ile iletişimin değişmesini de zorunlu kılmıştır.

İletişim, her türden ihtiyaç ve beklentileri ifade edebilmek adına kullanılan, sözlü ya da sözsüz araçlardır. Bu araçlar bazen dile aittir, bazen ise fiillerdir. İletişimin çeşitliliği, türleri zamana ve iletişim kuran taraflara göre değişkenlik gösterebilir.

İletişimin çocuk ile olması ise daha farklı bir yaklaşımı gerektirir. Çocuklar gelişimleri gereği iletişim süreçlerine ait iletileri anlayamayabilir. Çocuk ile iletişimde istenen algının sağlanabilmesi için çocuk ve çocukluğa ait özelliklerin farkında olunmalıdır. Çocukların anlayamayacağı ifadeler, terimler, davranışlar ve içerik iletişim sürecinin oluşmasını engelleyecektir. Çocuk ile iletişim, çocuğun anlam dünyasına hitap etmek zorundadır.

Çocuk ile kurulan iletişimin içeriği çocuğun yaşantısında karşılığı olan oyun ve kurgular ile zenginleştirilir ise iletişime pozitif anlamda katkı sağlanır.

Çocuk ile iletişimde dikkat edilmesi gerekenler;

İletişim de iletinin, gönderici tarafından ve alıcının anlayabileceği şekil ve içeriğe dönüştürülmesi gerekir. Çocuk ile kurulan iletişimde kullanılan sözlü yada sözsüz ifadelerin “çocukça” olması zorunludur.
İletişimin temel vazgeçilmezlerinden biri göz temasıdır. Göz temasının kurulabilmesi için yetişkin birey çocuğun göz hizasına inmelidir. Yetişkin birey, çocuk iletişiminde, fiziksel duruşu ve duygusal hali ile çocuğun seviyesini göz önünde bulundurmalıdır.
İletişim için alıcının psikolojik durumu yanında fizyolojik olarakta rahat olması gereklidir. Fizyolojik ihtiyaç ve zorunlulukları olan bir çocuk belkide çokta önemli olarak tanımlanan bir ileti hakkında normal şartlarda gösterebileceği ilgiyi göstermeyebilir. Özellik ilede çocuklar ile her konuda her an iletişim kurulması mümkün değildir. Bazı durumlarda uygun zaman ve mekanı beklemek gerekebilir.
Çocuk ile kurulan iletişimde gereği halinde uygun olabilecek oyunlar ve resim çalışmaları kullanılabilir.
İletişim sürecinin çocuk ile kurulduğu göz önünde bulundurulur ise gerçekleşmesi muhtemel iletişim kazalarına alternatif iletişim yolları için tedbirli olunabilir.
Çocuk ile kurulan iletişimde sürecin merkezinde çocuk yer alır. Çocuk yönlendirici iletiler/sorular ile değil rahatlatıcı bir tavır ve açık uçlu sorular ile iletişim sürecine katılması özendirilmelidir.
Oğuzhan Eyilik

Pedagog – Psikolojik Danışman
http://www.mavitac.com/makale-28-5-cocukla_iletisim_ve_cocukluk.html

Ergen Ebeveynine Tavsiye!

Ergenlik çağında çocuğu olan anne babalara şunlar tavsiye edilebilir:

Asla bağırıp tehdit etmeyin. Çocuğunuzla ağız dalaşına, kavgaya girişmeyin.

• Asla ona vurmaya kalkışmayın.

• Sonradan keşke yapmasaydım diyeceğiniz hiçbir şeyi yapmayın. Bunun için herhangi

bir şey yapmadan önce iki kere düşünün.

Devamını oku

MentalPress 20

Ergenlik!

Ergenlik çağında çocuğu olan anne babalara şunlar tavsiye edilebilir:

Asla bağırıp tehdit etmeyin. Çocuğunuzla ağız dalaşına, kavgaya girişmeyin.

• Asla ona vurmaya kalkışmayın.

• Sonradan keşke yapmasaydım diyeceğiniz hiçbir şeyi yapmayın. Bunun için herhangi

bir şey yapmadan önce iki kere düşünün.

Devamını oku

Terkedilmek

……Ben onunla yeniden bir araya geliriz diye hiç geçirmedim beni terkettiğinden beri aklımdan, zaten bunu …

Kabullenmek

Gece arkasını döndü güne, siyah örtüsünü çekti dünyanın üzerine, her canlı kendi karanlığına gizlendi, ben …

Ölüm Korkusu

Ne için yaratıldım ben? Öleceğim kesinse yaşamımın anlamı ne? Bu soruya cevap bulduğumda ne elde etmiş olurum? …