Kategori: Çocuk Terapisi

Çocukluk Travmaları

Kendimi aldatılmış kandırılmış hissettiğim ilk anım ne zamandı diye sorsam içime, aklıma bulanık bir anı gelir. Bir belediye otobüsü içinde ağlarken hatırlarım kendimi, otobüs işte kalabalık, sıcak, tuhaf kokular ve karmaşa. Üç tekerli bisiklet istemiştim, otobüse binmeden önce, halam ben çok ağlayınca tamam almaya gidiyorum demişti, bir ayrıntı var orda hatırladığım, annemin halama git arkaya otur da seni görmesin, almaya gittin sansın dediği…

Kandırıldığımı bile bile beklemiştim halamın getireceği bisikleti, 3 yaşımdaki, yeterince gelişmemiş, kanmaya hazır beynimle.

Tabiki gelmedi o bisiklet, ben ağlamayı kesmiştim, ama birşey öğrenmişti zihnim.
Kandırılmak, aldatılmak hem de en sevdiklerin tarafından.

Kalan hayatıma bakıyorum, hep en çok sevdiklerim kandırılmış, aldatılmış hissettirmiş bana. Çünkü kodlamış zihnim birkere o bulanık anıda, sevdiğin ve güvendiğin insanlar seni kandırır, hayal kırıklığı yaşatır. Ortaya çıkan duygularım; üzüntü, beklentini elde edemememiş olmanın sonucundaki öfke, hayal kırıklığı hepsinin toplamı acı.

Bu duyguları birdaha yaşamamak için kendime bulduğum çözüm, kendimi hayal kırıklığına hazırlamak, yani daha baştan çok sevdiğim birisinin söylediği şeyi yapmayacağına inandırmak kendimi.

Çocukluk anısı deyip geçmeyin hiçbirşeye, hepsi neyi neden yaptığımızı açıklıyor. Bu anıları farkındalığa getirince deneyimleriniz değişiyor. Çünkü artık farklı düşünüp, farklı davranıyorsunuz.

Sevdiklerim beni artık kandırmıyor, çünkü ben onlardan bunu beklemiyorum.

Oyun Terapisi

Oyun Terapisi Nedir?

Nasıl yetişkin sorunlarını konuşarak anlatırsa çocuk da oyun oynayarak bunu yapar.

Oyun çocuğun öğrenme ortamıdır. Çocuk oyunla deneyimler ve çoğu şeyi ilk kez oyunda uygular. Böylece kişisel gelişimini oyunla sağlamış olur.

Oyun çocuğun yaşamış olduğu problemleri çözdüğü yerdir. Oyun ile çocuk günlük yaşamda başından geçen kötü olayları canlandırır, vermek istediği tepkileri verir ve olmasını istediklerini oldurur.

Çocuğun yaşadığı psikolojik sorunların tahlil edilmesi ve sorunların çözümünde başvurulabilecek en önemli tekniklerden birisi oyun terapisidir.

Oyun terapisi ile çocuğun anlatmak isteyip de anlatamadığı, çözmek isteyip de çözemediği tüm sorunları rahatlıkla tespit edilir ve çözümü için gerekli işlemler uygulanır.

Çocuk oyun terapisinde hem ihtiyacı olan özgür terapötik ortamı bularak içsel rahatlamasını yaşar hem de yaşadığı soruna sebep olan şeylerin düzenlenmesi için bize ipuçları verir.

Uygulanan oyun terapi seansları ve ebeveyn desteğiyle çocuğun yaşamış olduğu sorun sağlıklı bir yolla ortadan kaldırılmış olur.

Oyun Terapisi Kimlere Uygulanır?

Oyun terapisi yaklaşık olarak 3-11 yaş aralığındaki çocuklara uygulanır. Birçok davranış ve uyum problemleri için kullanılabilir.

14365265_1075790379203401_2096486084_nOyun Terapisi Nasıl Uygulanır?

Oyun terapisinde önce anne, baba ve çocukla görüşme yapılır. Daha sonra çocukla özel bir oyun odasında belirli oyuncaklarla bireysel oyun terapi seansları gerçekleştirilir.

Çocuğunuza oyun terapisi ile destek almak için randevu ve bilgi hattı: 0362 437 19 19
www.psikologsamsun.com

Boşanma ve Çocuk

Boşanma, ebeveynlerin ve çocukların büyük ölçüde etkilendikleri bir olaydır. Bu kapsamda incelendiğinde süreçte tüm aile ve çevresine oldukça büyük iş düşmektedir. Boşanma vakalarında ebeveynler çocuklarla yakından ilgilenmeli ve çocukların bu durumdan en az seviyede olumsuz etkilenmeleri için yoğun çaba sarf etmelilerdir.
Boşanma çocukların zihinlerindeki aile kavramını büyük ölçüde etkiler. Yapılan araştırmalarda boşanma sonrası çocukların yaşadıklarını araştırmacılar dört aşama olarak ele almışlardır. Bu aşamalar sırasıyla; üzüntü aşaması, kızgınlık aşaması, korku aşaması ve karmaşıklık aşamasıdır.
Üzüntü aşamasında çocuklar boşanma sonrası evden ayrılan ebeveynini kaybettiklerini düşünürler. Bu çocukta oldukça üzüntü veren bir durumdur. Bu aşamada bazen ebeveynler veya bazı aile büyükleri çocuğun üzülmemesi için bir takım yöntemlere başvururlar. Ancak bu doğru değildir. Bu aşamada çocuğun üzüntüsünü yaşamasına ve bunu dile getirmesine izin verilmelidir.
İkinci aşamada çocuklar kızgınlık yaşarlar. Ebeveynlerine boşandıkları için öfke duyarlar. Bu kızgınlık bazı durumlarda sadece ebeveynle de sınırlı kalmaz.
Üçüncü aşama olan korku aşamasında çocuk kendinin bundan sonra ne olacağının korkusunu yaşar. Ebeveynlerinin boşandıktan sonra onunla ilgilenmeyeceğini, ortada kalacağını gibi düşünceler çocuğa hakim olur.
Son aşama ise karmaşıklıktır. Çocuğun zihni bu aşamada tam bir curcunadır. Çocuk nereye ait olduğunu tam olarak bilemez, resmen iki arada kalmıştır. Bu hem anne tarafı ve baba tarafı anlamında iki arada kalma olabilir, hem de annem sevilmeyecek bir insan mı ki babam sevmiyor yada babam sevilmeyecek insan mı ki annem onu sevmiyor gibi bir arada kalıştır.
Bu aşamaların tamamında hem çocuğa hem de ebeveyne çok iyi anlamda destek olunmalıdır. Psikanalist Figtor’un boşanan ebeveynler çocuklarıyla da boşanıyorlardır düşüncesi Türk sosyal yapısında çok fazla olmamaklar birlikte batı toplumlarında oldukça yaygındır. Ebeveynler boşandıktan sonra çocuklarına karşı sorumluluklarının bittiği gibi bazı düşüncelere kapılabilirler, ancak bunu kesin bir dille onlara açıklamak durumundayız. Ebeveynlerin çocuklarına karşı sorumlulukları asla bitmez ve boşansalar bile ömür boyu onların ebeveynleri olarak kalacaklardır.
Boşanma sonunda eşlerde kazanan veya kaybeden taraflar olabilir ancak çocuklar daima kaybederler. Ebeveyneler boşanmayı yeni bir başlangıç olarak görebilirler ancak çocuklar için durum böyle değildir. Çocuklar bu durumdan oldukça etkilenirler.
Bütün çocuklar boşanmadan etkilendiğini, üzüldüğünü veya ebeveynlerini özlediklerini dile getirmeyebilirler. Bu durumlarda ebeveynler çocuklarının boşanmadan etkilenmediğini düşünürler. Ancak durum böyle değildir. Çocuklar bu etkiyi farklı bir biçimde ortaya koyuyordur. Bazen agresif davranan çocuklar, annesine özellikler kocalık taslama çabaları olan ergen erkek çocuklar olabilir. Bazen de bu durum içine kapanma şeklinde ortaya çıkabilir.
Kısacası çocuklar boşanmadan oldukça etkilenirler. Bu doğrultudan hareketle boşanma durumlarında eşlerin hem kendilerinin, hem de çocuklarının bu dönemi daha sağlıklı geçirebilmeleri için çeşitli destek çalışmaları yapılmaları gerekmektedir.
Ne gibi çalışmalar yapılabilir? Boşanma durumlarında kişiler ebeveyn olduklarını unutmamalı ve bu durumu çocuklarına uygun bir dille ifade edebilmeliler. Hem anne hem de baba çocukla ayrı ayrı konuşmalı ve bu süreçte onun her zaman yanında olacaklarını dile getirmeliler. Ebeveynler çocuklarının her ihtiyacını karşılamalı, onu hiçbir zaman ilgisiz ve sevgisiz bırakmamalılar. Ebeveynler çocukları ve kendileri için boşanma sonrası hayatlarının eskisinden kötü olmaması için hatta daha iyi olması için çaba sarf etmeliler. Bu süreçte gerektiğinde destek almak için bir uzamana başvurmalılar.

Adem Tatar
Psikolojik Danışman

Sınav Kaygısı

Kaygı, bir durumu veya herhangi bir değerlendirme ortamında bireylerin yaşadığı fizyolojik , davranışsal ve bilişsel yönleri olan hoşlanılmayan bir duygusal ya da heycansal durumdur.
Sınav kaygısının doğasını inceleyen araştırma sonuçlarına göre kaygı yaşantısının iki temel öğesi vardır.
HEYECAN : Sinir sisteminin uyarılmasından kaynaklanan kalp çarpıntısı, mide bulantısı, panik gibi duygusal ve fizyolojik yaşantılardır.
ENDİŞE ve KURUNTU : Başarısızlık sonuçları olumsuz benlik değerlendirmeleri kendini başkalarıyla kıyaslama bilişsel unsurlar olarak da başarısızlığın sonuçlarını düşüncesi ve kötü yapacağı beklentisi.

Devamını oku

Psikolog mu Psikiyatrist mi?

Psikiyatrist: Tıp fakültesinden tıp doktoru olarak mezun olurlar ve uzmanlıklarını psikiyatri alanında yaparlar. Psikiyatristler tıp hekimi olduklarından ilaç verme yetkisine sahiptir. Eğer eğitimini almışlarsa psikoterapi de yapabilirler ancak psikoterapi eğitimi ayrıca alınır okulda bu eğitim verilmez.

Psikolog: Fen-Edebiyat veya benzeri fakültelerden mezun olurlar. Psikologlar sadece psikoterapi veya psikolojik destek vb alanlarda çalışmazlar. Reklamdan insan kaynaklarına kadar pek çok alanda çalışırlar. Psikolojinin Endüstri Psikolojisi, Trafik Psikoloji, Gelişim Psikolojisi, Eğitim Psikolojisi, Sosyal Psikoloji gibi alt alanları vardır. Psikologlar insan psikolojisinin her alanında yetişirler ve sadece hastalıklarla, yani psikopatoloji ile ilgilenmezler.Sağlıklı insanların psikolojisi psikiyatristlerin ilgi alannına girmez. Psikiyatristler sadece psikiyatrik rahatsızlıklar ile ilgilenirler.

Devamını oku

Çocukta Alt Islatma Enuresis

Genellikle çocuklar mesane kontrolü gerçekleştirinceye kadar, yani ortalama olarak 2-3 yaşlarına kadar geceleri altlarını ıslatırlar. Gündüz kontrol 2 yaş dolaylarında, gece kontrol ise 3,5-4,5 yaşları arasında kazanılır. Çocukların idrar ve dışkı kontrolünü kazandıkları dört yaşından sonra alt ıslatmanın devam etmesi enuresis adını almaktadır. Enuresisin hem sık görülmesi hem de çocuk ve anne baba için zor bir durum olması bakımından davranış bozuklukları içinde en önemlisi sayılmaktadır.

Devamını oku

Aile İçi Şiddet

Aile içi şiddet günümüzde oldukça sık rastlanılan ve üzerinde fazlasıyla durulan bir sorun haline dönüşmüştür. Şiddeti uygulayan kişilerin şiddet uygulama nedenleri merak uyandırmış, konu üzerinde araştırma yapan kişilerce şiddet; ekonomik, psikolojik ve sosyolojik nedenlere dayandırılmış; çözümü için pek çok öneri ortaya atılmıştır. Konu üzerinde araştırma yapanların buluştukları ortak payda ise, çocuğun içinde yetiştiği aile ortamında, söz konusu çocuğun ana babasının davranış ve tutumlarının çocuğuna model olduğudur.

Devamını oku

Çocuk Suçluluğu

Sosyal bir varlık olarak insan, yine sosyal bir çevrede doğmakta, çevrenin şartlarıyla şekillenmektedir. Toplumca yaratılmış din, ahlak ve hukuk gibi üstyapı kurallarına uymakta, kendine verilen görevleri yerine getirmektedir. Ancak bazı durumlarda çocuk toplum ile bağlarını kurmakta sorunlar yasayabilmektedir ve içinde bulunulan koşullar çocuktaki suç davranışını ortaya çıkarabilmektedir. Devamını oku

Çocukla İletişim ve Çocukluk

Çocuk ve iletişim kavramları son bir kaç yüzyılın kavramları iken sanki insanlık var olmaya başladığı andan itibaren bugün anladığımız anlamda sanki varmış ve bugün olduğu şekli ile anlaşılıyormuş gibi düşünülebilir. Oysa çocuk ve çocukluk özel anlamıyla yaşamda yerini bulabilmesi 16 ile 17. yüzyıllara denk gelmektedir. Bu yüzyıllar itibari ile çocukların yetişkinin küçüğü olarak anlaşılmasından, çocukların kendine has özellikleri olduğu, ihtiyaçları farklı olduğu şeklinde bir sürece doğru ilerleme gerçekleşmiştir.

Çocuklar, 17. yy öncesinde “yetişkinliğin küçük hali” olarak algılandığı için kıyafetleri, yiyecek ve içecekleri, yaşam şekli, çalışma hayatına katılımı, yargı süreçleri için özel bir algı olmadığı için yetişkinler gibi yaşadıkları bilinmektedir. Sonraki yıllarda ise çocukluğun, gelişim ve yaşam süreçlerinin farklı bir dönem olarak algılanması ile çocuğa has oyunlar, kıyafetler, yiyecekler, yaşam şekilleri, çalışma hayatından alıkonulma ve eğitim süreçlerine tabi tutulmak gibi çocukluğa has yaşantılar oluşturulmuştur.

Çocukluğun hayatın içerisinde olması gereken şekilde yer bulmaya başlaması ile birlikte çocukluktan beklentiler değişmiş ve çocuk ile teması olan her türlü kurum ve kişide tarzını, yaklaşımını değiştirmek zorunda kalmıştır. Oluşan değişim ve gelişmeler çocuk ile iletişimin değişmesini de zorunlu kılmıştır.

İletişim, her türden ihtiyaç ve beklentileri ifade edebilmek adına kullanılan, sözlü ya da sözsüz araçlardır. Bu araçlar bazen dile aittir, bazen ise fiillerdir. İletişimin çeşitliliği, türleri zamana ve iletişim kuran taraflara göre değişkenlik gösterebilir.

İletişimin çocuk ile olması ise daha farklı bir yaklaşımı gerektirir. Çocuklar gelişimleri gereği iletişim süreçlerine ait iletileri anlayamayabilir. Çocuk ile iletişimde istenen algının sağlanabilmesi için çocuk ve çocukluğa ait özelliklerin farkında olunmalıdır. Çocukların anlayamayacağı ifadeler, terimler, davranışlar ve içerik iletişim sürecinin oluşmasını engelleyecektir. Çocuk ile iletişim, çocuğun anlam dünyasına hitap etmek zorundadır.

Çocuk ile kurulan iletişimin içeriği çocuğun yaşantısında karşılığı olan oyun ve kurgular ile zenginleştirilir ise iletişime pozitif anlamda katkı sağlanır.

Çocuk ile iletişimde dikkat edilmesi gerekenler;

İletişim de iletinin, gönderici tarafından ve alıcının anlayabileceği şekil ve içeriğe dönüştürülmesi gerekir. Çocuk ile kurulan iletişimde kullanılan sözlü yada sözsüz ifadelerin “çocukça” olması zorunludur.
İletişimin temel vazgeçilmezlerinden biri göz temasıdır. Göz temasının kurulabilmesi için yetişkin birey çocuğun göz hizasına inmelidir. Yetişkin birey, çocuk iletişiminde, fiziksel duruşu ve duygusal hali ile çocuğun seviyesini göz önünde bulundurmalıdır.
İletişim için alıcının psikolojik durumu yanında fizyolojik olarakta rahat olması gereklidir. Fizyolojik ihtiyaç ve zorunlulukları olan bir çocuk belkide çokta önemli olarak tanımlanan bir ileti hakkında normal şartlarda gösterebileceği ilgiyi göstermeyebilir. Özellik ilede çocuklar ile her konuda her an iletişim kurulması mümkün değildir. Bazı durumlarda uygun zaman ve mekanı beklemek gerekebilir.
Çocuk ile kurulan iletişimde gereği halinde uygun olabilecek oyunlar ve resim çalışmaları kullanılabilir.
İletişim sürecinin çocuk ile kurulduğu göz önünde bulundurulur ise gerçekleşmesi muhtemel iletişim kazalarına alternatif iletişim yolları için tedbirli olunabilir.
Çocuk ile kurulan iletişimde sürecin merkezinde çocuk yer alır. Çocuk yönlendirici iletiler/sorular ile değil rahatlatıcı bir tavır ve açık uçlu sorular ile iletişim sürecine katılması özendirilmelidir.
Oğuzhan Eyilik

Pedagog – Psikolojik Danışman
http://www.mavitac.com/makale-28-5-cocukla_iletisim_ve_cocukluk.html

MentalPress 1

Çocuklarda Uyumsuzluk!

Çocuklarda uyumsuzlukları ya da davranış bozukluklarını oluşturan pek

çok neden arasında ağırlık aileyle ilgili nedenlerden kaynaklanmaktadır. Bu tür

bozuklukları yaratan aileler şu özellikleri taşımaktadır:

Devamını oku

Terkedilmek

……Ben onunla yeniden bir araya geliriz diye hiç geçirmedim beni terkettiğinden beri aklımdan, zaten bunu …

Kabullenmek

Gece arkasını döndü güne, siyah örtüsünü çekti dünyanın üzerine, her canlı kendi karanlığına gizlendi, ben …

Ölüm Korkusu

Ne için yaratıldım ben? Öleceğim kesinse yaşamımın anlamı ne? Bu soruya cevap bulduğumda ne elde etmiş olurum? …